somewhere over the rainbow

Somewhere over the rainbow
Way up high
And the dreams that you dreamed of once in a lullaby

Oh somewhere over the rainbow
Bluebirds fly
And the dreams that you dreamed of dreams
Really do come true


28 Aralık 2015 Pazartesi

Uçan balon mutluluktur . . .





Gökyüzü özgürlük . . . Balon ise çocukluk . . . Uçan balon ise çocukça özgürlük yaşamaktır . . . Yaşamanın ta kendisidir . . . Bıraktığında sonsuza kadar yolculuk edebilmek . . .  Benim zihnimde manası özgür çocukça hayallerin kurulduğu her yeni gün yeni bir umut ve hayaller demektir . . . Hayatın kendisi ! 
Bir o kadar hassas . . .  en ufak bir sivrilik ya da keskinlik onu hassas kılar  . . .  Kucaklaşmaktır . . . Sevinci paylaşmaktır . . .  Kutlamadır !

İzlemeniz için buraya minik bir film bırakıyorum . . .  Sıcak bir fincan çay ya da mis kokulu bir kahve eşliğinde . . .  İyi seyirler  . . . 

En sevdiğim Fransız sinemasından bir örnek : 
Le Ballon Rouge, 1956. ( Kırmızı Balon ) Albert Lamorisse







Seni Seviyorum Hayat . . .









24 Aralık 2015 Perşembe

Ayıcıklı Pijamalı Kızlar





Ayıcıklı Pijamalı kızlar düşüncesi ilk en sevdiğim mağaza Oysho'nun yeni sezonuna bakmak için mağazadan içeri girdiğimde geldi... Tüm ürünler çok çok kalın... ya sobalı bir evde yaşıyor ya da apartman yöneticisinin cimri olduğu ve kaloriferleri hiç yanmayan bir apartmanda yaşıyormuş hissi verdi.. 

Evet doğrudur biz kadınlar çok üşürüz.. hep ısınmak ısıtılmak kucaklanmak isteriz :) ama kabul de etmemiz gerekir ki biz birer Bridget Jones değiliz arkadaşlar . . .  kendimize dürüst olalım. 


Mağazayı dolaşırken bana fenalıklar geldi.. çünkü her bayanın yaşı ne olur ise olsun yataktan çıktığında bir sabahlığı olmalı.. heh işte tam burada evet.. istediğiniz kalınlıkta bir şeylere sarınabiliriz... sabahlıkta özgürüz !yatak içinde sarınmak nedendir... 
hem de en çok merak ettiğim şey bu kalın kalın pijamaları sevgilisi olan hatunların satın alması.. arkadaşım... adamın yanında giy bunları adam senden soğur.. nasıl mı.. eee sen kendini ısıtmak için çözüm bulmuşsun der de ondan :)



canımız sıkkın olduğunda ya da özel günlerimizde bir şeylerin altına saklanmak yada sarınmak kada keyiflisi yoktur... ama Bknz. bu yorgan olsun battaniye olsun.. sevgili olsun ;) ama battaniye gibi pijamalar olmasın...
çünkü o zaman  sevimli olunmuyor.. hem uyurken sevimli olmak bence bebeklere özgüdür ve hep onlara özgü olmalıdır..  bir kadın uyurken, uyanıkken olduğu gibi seksi görünmelidir.

Böyle değil arkidşimmmmm...


Görünmek de değil yalnızca takıldığım, hissetmek.. giyim, moda hepimizin bildiği üzere bizler için yaratılmış... ve bir kadının çekici kıyafetler içinde, inanın bana ( ve deneyin/gözlemleyin)  duruşu, tavrı farkına varmadan değişir..

uykumuz hep tatlı sevgilimiz hep sımsıcak olsun.. gelin, en kalın pijamanız böyle olsun !



sevgiyle, sevgili ile ve sımsıcak kalın anacıımmmmmmmm

18 Aralık 2015 Cuma

Hayatımın mottosu : Be Dreamer ❣Love is to live ❤️💋

Bence hayat yaşam aşk hakkında söylemiş en güzel sözler... Dawson'S Creek diZisinin en sevdiğim karakteri tarafından söylenmiş olması cabası elbette ... Ancak kısacık ömrünü gönlünce yaşamış bir annenin kızına söyleyebileceği en güzel sözler... Ben hem o anne hem o küçük kızım ... 


"Hi, Amy, it's mom. Well, by the time you see this, I won't be here anymore, and I know how much that sucks, for both of us. So seeing as how I won't be around to thoroughly annoy you, I thought I would give you a little list of the things that I wish for you.
Well, there's the obvious. An education. Family. Friends. And a life that is full of the unexpected. Be sure to make mistakes. Make a lot of them, because there's no better way to learn and to grow, all right? And, um, I want you to spend a lot of time at the ocean, because the ocean forces you to dream, and I insist that you, my girl, be a dreamer.
God. I've never really believed in god. In fact, I've spent a lot of time and energy trying to disprove that god exists. But I hope that you are able to believe in god, because the thing that I've come to realize, sweetheart... is that it just doesn't matter if god exists or not. The important thing is for you to believe in something, because I promise you that that belief will keep you warm at night, and I want you to feel safe always.
And then there's love. I want you to love to the tips of your fingers, and when you find that love, wherever you find it, whoever you choose, don't run away from it. But you don't have to chase after it either. You just be patient, and it'll come to you, I promise, and when you least expect it, like you, like spending the best year of my life with the sweetest and the smartest and the most beautiful baby girl in the world. You don't be afraid, sweetheart. And remember, to love is to live."

12 Temmuz 2015 Pazar

Barbunyamı da ayıklarım . . . Blogumu da yazarım . . .







Bu yazıya başlamadan az önce barbunyaları ayıplayıp, tenceremi kaynatmaya başlamıştım.. sonrasında sevmeler sevişmeler.. gezmeler dolaşmalar ile devam edemedim yazmaya; ancak bu güzel konu başlığım taslak olarak kalmıştı.. silmeye kıyamadım.. buradan kaldığım yerden yazmaya devam ediyorum sevgili okurlar :)
Bugün geçtiğimiz hafta söz etmeye niyet ettiğim, Fener-Balat'taki Byzas Cafeden sizlere seslenmeyi düşünüyordum.. baktım hava henüz sıcak, klima karşısında yazmak daha rahat... söze başlayıp, belki orada noktalarım.. iki güzel insan, iki güzel aşığın kendilerine mekan seçtiği, bizleri sizleri konuk etmekten, ağırlamaktan tat aldıkları, sizin de sohbetlerinden ve birbirinden leziz kahvelerinden tat alacağınız bir mekan... yaklaşık 2,5 yıl önce mekan ile, daha sonra onlar ile tanıştım...bir daha da ayrılamadım... kendileri gibi hikayeleri güzel.. ve bu hayatta kendilerinin inandıkları biçimde, bizim ışığımız olan iki güzel insan.. Yanni ile Deniz.. internette Fener der ve isimlerini araştırırsanız güzel hikayelerine rastlarsınız... tamam tamam... endişe etmeyin sizler ile hikayelerini ve mekana ait güzel fotoğraflarını paylaşacağım . . . 

Bizimkisi bir Aşk Hikayesi... siyah beyaz bir film gibi biraz . . .






Bu arada dostlar, şimdi geldim burdayım ! size Byzas Cafe'den ses vermekteyim.. kare kare örtüler, mis gibi Türk kahvesi, sakızlı su... ve çiçekler . ..  sevgilim ise karşımda ... değmeyin keyfime ! Bakın bu pozum da sizler için, Sevgilim ÇEKTİ !!!


Yanni geçen hafta sohbet ederken şöyle söyledi : "Deniz'e dedim ki, 70 yaşına kadar yaşayacak olsam, 30 yaz daha birlikteyiz, gel o sebepten, yazlar artmayacak,her günü bir diğer günden daha güzel yaşamaya bakalım...." işte böyle onların yaşam anlayışları, hayata bakışları ve gönülleri... Onları ziyaret edip, sohbet ettikçe içim açılıyor, gönlüm ferahlıyor. İyi ki varsınız sevdalılar ! Diyeceğim şu ki dostlarım, hayatı her geçen gün bir daha yaşamayacak kadar çok severek yaşayın dopdolu ve takılıp kalmadan. . . 

Kınalıada keyif köşelerinden de söz edeceğim size; minik İstanbul turları ile keşifler yapabilirsiniz. İstanbul kadar güzel bir şehir yok, boğazı ve beş güzel adası olan başka bir şehir henüz görmedim, gezmedim... Yurtdışına bol seyahatler yaptığım zamanlardan kalma güzel bir alışkanlığım var, sizlere de tavsiye ederim: İtalta'ya, İspanya'ya gideriz, küçük mekanlar keşfeder bayılırız ya, parklar bahçeler görür niye bizde de yok deriz, ahlanırız ya.. işte ben bunun tam tersini yapıyorum, gittiğim, gezdiğim, dolaştığım güzel yerlerden nasıl keyif alıyorsam, yaşadığım şehirde, ülkemde güzel yerler keşfedip, uzak diyarlardaki gibi keyif alıyorum... parklar varsa, yalnızca yanından geçip gitmiyorum; yürüyüş için içine giriyorum, ailem ile piknik yapıyorum, arkadaşlarım ile  her fırsatta park sohbetleri tercih ediyorum...  Başka bir örnek daha vereceğim size, mesela siz hiç şık kıyafetlerinizi giyip, vapura binip, Haydarpaşa'da inip, sevgiliniz ile Gar lokantasında keyif yaptınız mı ?! işte böyle şeyler anlatmak istediğim... İçinde bulunduğumuz şehir, Bursa, Ankara, Adana... neresi olursa olsun şehirdeki alanlara, mekanlara farklı gözler ile bakmayı deneyin, oranın sizin zevkinize uygun hala gelmesini beklemeyin, keyfinize zevkinize uygun hale siz getirin... Kişilere olan tavrımız gibi, mekanlara olan tavrımız da onların bize yaklaşımını değiştirir, bir bakmışınız, kocaman mekanlar sizi kucaklar olmuş.. ne dersiniz hadi gelin bu hafta bir mekan, bir park, bir bahçe gözünüze kestirip bunu deneyin :)



Geçtiğimiz Pazar ziyaret ettiğimiz mekanlardan biri de Kınalıada idi, vapur iskelesinden sağa doğru devam edip, plajları geçtikten sonra yol sizi, daha sessiz daha sakin adanın arka kıyısına götürüveriyor... orada denize karşı keyif yapabilir, İstanbul kıyılarında yüzebilir, buz gibi bir şeyler yudumlayabilir, gün batımına doğru arkadaşlarınız ile keyifli sohbetler edebilirsiniz. 



Biraz daha ilerlerseniz, adanın iskeleye 300 metre yakın arka kısmında mangal mekanları ile karşılaşıyorsunuz. Et siparişinizi adanın kasabından kendiniz verip, mangalı yaktırıyorsunuz, bundan sonrası değmeyin keyfe... ve inanılmaz derece de uygun fiyatlar ile ziyafet sizi bekliyor... patates ve cacık istemeyi unutmayın :) "buz buz bebek" ! = " ice ice baby "



Popüler mekanlar yerine kendi popüler mekanlarını yaratmak... Fener-Balat bölgesi bir buçuk yılı aşkın süredir popülerleşme yolunda emin adımlar atıyor.. Muhiti süsleyen, duvarları renklendiren misafirler gelmeye başladı bile... ancak korkumuz semtin ruhunu kalabalıkların olumsuz yönde etkilemesi.. dilerim bu olmayacak... Balat ve Fenerin aşkını, ruhunu, keyfi bozmadan yaşatmaya devam edeceğiz. . . söz değil mi? biz kalabalıklar değil, oradaki güzelliklerden tatmaya ve renk katmaya gelen misafirler olacağız. . .




Fener Byzas Cafe keşfinizi bekliyor. Buyrun gelin dostlar! Dondurmalı kahvemi yudumlarken ben, çıt pıtı size yazmaktayım... Çok kalabalık olmadan, sakin sakin, buyrun gelin, bu güzel insanlar ile tanışıp, keyifle leziz kahveleri yudumlayın, sohbetlerinden tadın . .

Sevgiler,

p.s. I love Marilyn                       

                  Ya Sas, Ta Leme!

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Adım adım . . . yeni bir macera!



A dostlar bilirim ki beni beklersiniz. . .  bu kız hani haftaya "Salı" ile başlardı dediniz durdunuz... biliyorum...geldim! yettim :) sevgilerden bir demet ile size merhaba... yüzüyorduk ya arkadiş şimdi de yürüyoruz. haftada 3 tombik tombik de vay tombik adımlar ile yürüyoruz... çok kalabalık olmamak suretiyle hepinizi sahillere... ormanlara... yürümeye beklerim. evet İstanbul'da bu tür aktiviteleri yapmak bir tür lüks, araban yok ise, yalın da yok ise,boğaz kenarında, haklısınız, sabah 6 nasıl gelelim oralara diyorsunuz...neyse çok söz edip sizleri çok fazla özendirmemeyim madem :)

her şeyden önce, tüm ilham kaynaklarım ve anlatacaklarımdan da önce geçen hafta Perşembe gece yarısına 1 saniye kala . . . hayatı iki kez yaşadık... bunun  farkına vardık mı? acaba ?! ben varamadım arkadiş... sevindim, seviştim ve uyku yumağına daldım... merak ettim, aramızda var mı o ana tanıklık eden birileri diye... "hayatı 2 kez yaşama şansınız olsa, nasıl yaşardınız ?" bir düşünün bakalım.. yazının burasına en sevdiğim şiirlerden biriyle es veriyorum... ve sizi düşünceleriniz ile baş başa bırakıyorum...


   Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
   Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
   Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
   Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

   İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
   Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
   Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
   Kopmaz kökler salmaktır oraya

   Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
   Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
   Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
   Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

   İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
   Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
   İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
   Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

   Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
   Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
   Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
   Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

   Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
   Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
   Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
   Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

   Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
   Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına    
   Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
   Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana. . .  
                                                                                  A. Behramoğlu



Hayat böyle güzel ve anlardan ibaret iken. zor denilen şeyleri kendimiz yaratıyorken... develer berber pireler tellal iken... yürüyüş faslımıza geri dönelim bayanlar baylar... evet sabah 5:30'da uyanmak bendeniz için çok zor olsa da .. iş bir kere yataktan çıkmaya bakıyor.. hop bir bakmışsınız kendinizi adım adım ilerler halde bulmuşsunuz... belki size de heves gelir diye, beni yürümek için motive eden bir kaç unsurdan bahsetmek istiyorum...

. vücüdümün(dudaklarımı tamamen büzerek söylediğimi hayal edin ) vuku bulup şekle girmesi 

. instagram hesabımda "coolum ben, sabah erken uyanıyorummm uleynnn, hepinize bin basarım, hele de kilocuklarımdan silkineyim, işte o zaman beş bin basacağım edası ile" bir dolu "günaydın" hashtagli fotoğraf paylaşabilirsiniz.

. Avon'un harika bir uygulaması var : Pembe Hareket ( Uygulamayı telefonunuza indirdikten hemen sonra her 5 KM yürümeniz, 5 TL Meme kanseri ile mücadele için bağışta bulunmanız anlamına geliyor ) 

. instagram ya da sosyal medyada takip ettiğiniz, "tanışsam ne de güzel olur yahu" dediğiniz kişiler ile karşılamak mümkün... karşılıklı merhabalaşmanız, günaydın selamı vermeniz çoook çoook olası . . . bana göre mor saçlı harika bir kadın, saçlarının rengine ve kendisine hayran olduğum Yelda İpekli ile karşılaşmak gibi...hem pazarlama hem yeni medya uzmanı.. alanım olduğu için değil... ışığı, enerjisi beni ilk görüşümde etkiledi...ki o benim farkımda bile değilken...instagram üzerinden de olsa varlığımdan haberdar oldu.. ve biliyorum ki bir sonraki karşılamamızda instagram nicknamemi :) söylemem beni tanıması için yetecek de artacak bile! heheyt:) sizlere başka güzel bir yazı da Yelda İpekli'de detaylıca söz edeceğim... herkes için harika bir keşif olacağına eminim . . . 

Mor saçlı harika kadın "Yelda İpekli"

. ZT4C. ZT4Change ya da daha uzun hali ile "Zeynep Tamyüksel ile Değişim" bu uzun bacaklı güzel bayan ile tanışmam ve bir antremanına konuk oyuncu olarak katılmam mümkün oldu... isimleri yeni yeni ofis stajyerlerimden öğrendiğim bir dolu havalı güzel hareket ile tanıştırdı beni ..ki bu hareketler popişiminde çok havalı hale gelmesine yarıyorrrr yaaaaaaa ciciler :) kendisi ve antremanları için ayrıca bu hafta sizlere söz etmeyi planlamaktayım... dilerim Eylül'de başlayacak programına dahil olup gün be gün sizlere yazman şansım olur. . .  ( cross fingers!) 

ZT4Change!


P.s. "Barbunyada ayıklarım, blogda yazarım" aynen böyle valla :) bu başlık ile size harika geçen haftasonumun özeti ve yeni mekan keşiflerimi hem de bol görsel ile paylaşacağım... şimdiden hoşçakalın anacımmmm..

size güzel bir italyan deyimi öğreterek vedalaşmak istiyorum : "fare bella figura", iyi bir izlenim bırakmak, gösterişe kaçmadan elinden gelenin en iyisini yapmak, anlamına geliyor.  Bunun üzerine düşünmek ve yazmak istiyorum.... Görüşmek üzere . . .  Sevgiyle kalın . . .

24 Haziran 2015 Çarşamba

sofar. . . So far. . .






sevgili okurlarım size bugün bir oluşumdan söz etmek istiyorum . . .  bir müzik oluşumundan . . . 
Sofar... Songs from a room... ismi ne güzel değil mi ?! ne de romantik . . . 
abiler, ablalar kısıtlı davetiye ile küçük bir grubu toplayarak minik oda konserleri veriyorlar. . .
gruplar, yeni parlayan isimler ya da müziğin bir yerinden içinde olan.. sesi ruhu müziği güzel insanlar.. private " özel " toplantılar ve özel davet ile katılım sağlandığı konserler vermekteler... bunları ne güzel de yapıp, video kaydı ile youtube'a da yüklemekteler... BİZler de keyifle dinleyebilmekte ve ortamı merak ediyor isek izleyebilmekteyiz.. ki ben videoların kendine özgü o ışığını çok seviyorum. . .  instagramdaki lo-fi filtresinde çekilmiş gibi hepsi.. bunu dahi seviyorum..
yeni gruplar keşfetmek ve dinlemek için oldukça keyifli bir platform..
aynı zamanda müzik dinlemeyi seviyorsanız, insanlar dünyanın bir ucunda neler dinliyor, nelerden esinleniyor diye merak etmekteyseniz yine "sofar" ı çok sevebilirsiniz . . . aklınıza gelen bir şehri seçin ! Arjantin! Madrid ! Floransa ! ve "sofar" başına ekleyerek youtube üzerinde aratıp, bir dinleyin bakalım ...

size bu satırları yazarken "sofar sounds istanbul" youtube kanalından güzel bir seçki dinlemekteyim...

sonra sıra 40 kişilik davetli kontenjanında yer bulmak :) orası size kalmış. . . 

Sofar'ın bu kadar iletişim kanalı bu kadar genişlememişken, Berlin'de Meksikalı bir arkadaşım daveti ile tesadüfen gitmiş, bizim Bomonti civarında evlerden birine benzer, bir binaya girip, içerideki kalabalık ve konser ortamını görünce çok şaşırmıştım. Yere oturup biramı yudumlayıp, ortamın ve müziğin keyfini sürmüştüm. . . 
Sofar ile ilgili daha fazla bilgi ve daha fazla müzik için :






keyifli dinlemeler ve yeni keşiflere . . .  

p.s. arrivederci mi amor 

23 Haziran 2015 Salı

Hayata AŞK lazım . . .


sizlere, benim için, haftanın Salı'dan başladığını söylemiştim...  merak edenlere söyleyeyim.. Havuza devam... kulaç kulaç kulaçç..şıpır da şıpır ....

AŞK, sen ne güzelsin ...

aramızda aşık olanlar kimler lütfen ellerini kaldırsın !


Aşktan söz etmek istiyorum bugün... karmaya inanır mısınız .. ben bilir ama bilmezdim okumamış rast gelmemiştim.. Tarkan'ın bir zamanlar bir albümü vardı sanırım... Ancak bu hayatta ne var ise iyi kötü zor ya da güzel yorumladığımız.. hepsinin bir sebebi var... ve hayat öyle güzel ki.. yorumu size bağlı.. sizin algınıza.. siz aklınızı, yüreğinizi değiştirmediğiniz sürece zerre değişmez.. ne güzelleşir... ne kötüleşir ... ne de zorlaşır . . . elbette yaşarken her andan bir mana çıkarmaya çalışmak biraz yorucu olabilir.. ancak bir tür farkındalıklar yaratıp, güzel burnumuzdan nefes alırken dahi bir teşekkürü, bir şükürü borç bilelim... 
bana tüm bunları ne mi yazdırıyor, tabi ki tahmin ettiğiniz gibi... aşk. AŞK. aşk arkadaş aşk...
bana çok sevdiğim bir dostun tavsiyesi şu olmuştu. . . aşk neden bana gelmiyor.. geldiğini sanıyorsam da neden adı aşk olmuyor diye sorduğumda; çok basit cümleler ile şunu söylemişti... çekmecelerini boşaltmalısın.. demişti.. nasıl diye sorduğumda.. telefonunun mesaj hafızası dolu ise nasıl ki yeni mesajlar gelmez,işte öyle silersin ve telefonun hafızası boşalır ... şimdi sevgili okurlar daha anlaşılır bir dilde,, mail kutunuzu boşaltmaz iseniz.. yeni mailler alamaz.. ve arada gelen önemli mailleri de o mail kutusunun kalabalığında gözden kaçırabilirsiniz.. elbet rast geleceği var ise gelir.. ama hadi gelin siz bir temizlik yapın... gardrobunuzdan eski giysileri temizlemek gibi.. .
geçmişinizde sizi rahatsız eden ne var ise, gelin onlar ile barışın, kişiler, olaylar, durumlar . . . gidip elbet sarmaş dolaş olmanıza gerek yok, ne kişiler ne de olay örgüleri ile.. ancak bir hesaplaşma dersiniz belki.. ne derseniz.. tüm iyi dileklerinizi gönderin ve geçmiş ile barışın... bakın gelin, bu barışmalar bu içine sindirmeler, daha bir huzur verecek size ve yenilikler olarak sizi kucaklayacak..
karma öyle bir şey ki, var ise daha alacağımız dersler ,bize öğretmeye devam edecektir. Bu işe kalkışırken aklımızdan çıkarmamamız gereken ise budur...
ayrıca ben insanların yaşama bir amaç için geldiklerini ve hayat ile ilgili her kişinin kendine özel dersi olduğuna inanırım, herkesin alacağı bir ders var.. bu aşk ile ilgili olabilir, bu parayala olabilir, bu sağlık ile ilgili olabilir. . . hayat bunu önümüze sunar... 
eğer dersimiz hemen almaz isek, hayat bize farklı tarzlar ve farklı durumlarda bu dersi sunmaya devam eder....
Her seçimin bir tercih, her seçimin bir başlangıç ve son olduğu gibi . . .  Her seçim kişinin kendisine aittir. Her insan kendi kaderini yaşar ve bu kader onun tercihleri ile örülmüş bir ağdır... Bu ağ bir arap saçı ya da içinden çıkılmaz bir örümcek ağı haline de gelebilir; tam tersine tıpkı bir makrome işi gibi hayatın her aşamasında desen desen örülmeye ve zevk vermeye devam edebilir...
Kişinin önce kendisine faydası olması gerekiyor... İşi ya da aşkı hangisini yoluna koyarsak bir yandan çevremiz, dünyamız, ailemiz ve arkadaşlarımıza fayda sağlamalıyız... bir sivil toplum örgütünde gönüllü olarak çalışmalıyız mesela... ve istediğimiz şeyleri bir sıraya almalı ve tek tek gerçekleştirmeliyiz.
çooook eskiden çok küçük bir arkadaşımın bana kızdığı bir zamanda, kendisi ile ilgili yaptığı şu yorum zihnime kazınmıştır ve çok doğrudur.. hastalık da ya da sağlıkta, bizlerin kendimize yapacağımız en kötü şey "kendimize acımaktır" kişi intihar etse daha yeridir... kişinin kendine acıması kadar berbat bir durum yoktur.. bunu düşünün, diyor, bir vakit yine bu konu üzerinden konuşmak üzere bugünlük sizlere veda ediyorummm ... ve diyorum kiiiiii

AŞK tesadüfleri sever . . . 



bu güzel şarkı başta sevgilim "dreamer"a ve tüm sevenlere gelsin . . . 

p.s. I love you



18 Haziran 2015 Perşembe

Burçlar Burçlar Rüyalar Rüyalar Gökyüzü ve Bilinçaltı



Dün akşam güzel bir arkadaş sohbeti... içsel dengeler ve burç yorumları ile günü noktaladım...
tesadüfi ve güzel bir keşif sunmak isterim sizlere "Yeşim Arpat" ile astroloji.. samimiyeti ve doğru yorumları kendisine 10 yüz bin puan kazandırdı. şiddetle :) tavsiye ederim kendisini...


Rüyalarıma aklımı takma sebebim ise bugünlerde niyetlerim ve kararlarım ile ilgili olarak rüya yorumlarımın örtüşmesi... Ezelden beridir rüya yorumu okumayı sevsem de bugünlerde bu sebepten daha da bir keyif almaktayım... Rüyalar ah gerçek olsa...
elbette hayatımızı rüyalara ya da burç yorumlarına göre sürdürmek değil ancak onları okumak da ayrı bir tat ... kendimi bildim bileli bana ayrı keyif veriyor...

hele bu ay gördüğüm rüyalar oldukça değişik.. yüz yüze hepsini gündüz niyetine anlatırım sizlere :)

en ilginç olanını paylaşmak isterim.. katmanlı rüya gördüm.. inception filmindeki gibi 3 katmanlı idi... rüyada rüya gördüğümü rüya gördüm :)



aynı zamanda sizlere söz etmek isterim, ben isimlerin kişilere özel olduğunu ve isim anlamlarının kişileri, gelecekleri, geçmişleri ve kaderleri ile bağlantılı olduğuna inanırım... 3 harfli bayan isimlerinin şanslı, 3 harfli erkek isimlerine sahip bayların güvenilmez, 4 harfli erkek ismine sahip erkeklerin ise bir o kadar güvenilir olduğuna inanırım.. böyle kesin yargılar yapıp siz sevgili okurlarımı üzmek istemem.. ancak kalbim buna inanıyor..isimlerin ruhlarda izler bıraktığına, ruhlarda izleri olduğuna inanırım...

bugün size bir rezzan kiraz bir nuray sayarı dozunda yazdım sevgili burçlar ve yükseleni bu burç olanlar :)

Rüyalarımızın hayallerimizin gönlümüzden geçenlerin hayırlı olmasını diliyorum...

ve "dilemek" kelimesini çççooooook seviyorummmm








p.s. I love you "dreamer"

17 Haziran 2015 Çarşamba

Ajda Pekkan Yaz Yaz :) bugüne gelsinnnnn

Yazın, yazın yazın . . .





Bu yaz ki mottomuz bu efenim " yazın, yazın yazın . . . " 
Sevgili Ajda'nın şarkısında söylediği gibi "sen de yaz yaz yaz bir kenara yaz bütün sözlerimi"
işte ben hep burada geçen "yaz" kelimesini mevsim olarak algıladığım gibi, dün okuduğum başlıkta geçen cümleyi de "mevsimlerden yaz ise yazın" olarak algılayıp bir işaret olarak saymış bulunmaktayım  :)


her gün her dakika bloguma yazmak aklımdayken... yazmak en iyisi ona karar verdim...
aklımda olan konular ya da her geçen gün benim için önemli olan konu başlıkları farklılık göstermek de.. ancak dün gece bloguma yazmış olmak ve havuza üyeliğimiz yenileyip 1 saat culup culup yüzmüş olmak inanın nasıl bir rahatlık, huzur verdi sizlere anlatamam . . . bu sebeple yazmaya devam etmek bu huzuru yaşamak için çok basit ve keyifli bir yol... neden devam etmeyeyim..


blogumun içeriği tadı ve görseli zaman içinde gelişecek ve değişecek diye düşünüyorum... hadi biraz zaman verin bana zamanla açılacak genişleyecek blog dimağımız :)



dün sizlere sevgili okurum.. okurlarım veda ettikten hemen sonra şiddetli yağmura rağmen havuza doğru sürdüm arabamı kaydımı yenileyip... cup diye kendimi atıp havuza yüzdüm de yüzdüm...

o sebeple ertelediğiniz, bir süredir askıya ne varsa aldığınız hadi onu yapmaya koyuluverin.. inanın tüm gecem uzun zamandır ertelediğim bu basit iki şeyi yaparak o kadar huzurlu geçti.. hiç birini hatırlamadığım ancak bir sürü mutlu rüyadan alamadım kendimi...

en kısa zamanda görüşmek üzere, arrivederçiiiiiii mi amoorrrrrr



16 Haziran 2015 Salı

Her güne yeni bir macera ...



ben haftaya salıdan başlamayı seviyorum.. yeni başlangıçlar için güzel bir gün SALI
diyete başlamak için yeniden yüzmeye başlamak için yeniden ve yeniden yazmaya başlamak için
merhaba sevgili blogum ...

haftasonun özeti aslında güzel başlangıçlara gebe oldu..

sevgilimin en sevdiği alışveriş merkezi.. kulağa hoş gelmeyebilir belki ama biz orayı kocaman bir mutfak keyifli bir restoran gibi düşünüyoruz.. hangi avm'de yemek yerken iş çıkışı bir küçük bira keyfi yapılabilir.. bizim favorimiz hafif serin cuma akşamı için Citys'de sinema izlemek oldu.. öncesinde de keyifli bol sohbetli bir akşam yemeği yedik . . .



aşkın ilk hallerinin heyecanını güzel dokunuşlar ile anlatıyor ... ve San Francisco'da olasımızı getirdi bu güzel romantik film... ve ve bir kadın olarak her zaman olduğu gibi filmin başrol oyuncusu Blake Lively muhteşem fiziği ve harika şıklıkta giysileri beni benden aldı.. ayrıca erkek başrol oyuncusunu da ilk defa bu filmde karşılaşma şansı elde ettim.. kendisi Michiel Huisman ...çok canlar yakarrrrrr... cıssss derecesinde ... akşamımızı burada noktalamayıp Ankara'dan gelen yolcumuzu karşıladık ve Espresslab'ın İstikal'in başındaki şubesinde ahşap masalar eşliğinde gece yarısı kahvemizi yudumladık.. en güzel şey ise böyle keyifli bir akşamın ardından eve yürüyerek dönmemiz oldu.. küçük minik aşk yuvamızı en çok sevme nedenim bu olsa gerek  :)

Cumartesi sabahına ise en sportif faaliyet ile başladık.. kuzenler ve kızlar grubu olarak toplaştık.. Belgrad'a doğru yol aldık.. pek tabi ki pek çok şeyi tersten yapmayı sevmem ve de yemek yemeyi sevmem hem de kızların çok acıkmış olması vesilesi ile önce güzel bir kahvaltı ve ardından 1 saatlik 6 km lik bol dedikodulu bir yürüyüş gerçekleştirdik . . . haftaya cumartesi sabahı "adım adım çaylaklar" grubuna katılmak için güzel bir davet aldık..


güzel başlayan cumartesi sabahına Yeniköy'de kahve derken küçük atıştırmalıklar ve güzel sohbet ile devam ettik..

peki cumartesi akşamımı ne yaptık.. elbette ormanda başlayan gün çimlerde devam etti. Arkadaşlarımızdan aldığımız davet ile Caddebostan Şaşkın bakkal civarı çimlere sandalyelerimizi... içeceklerimizi ve kendimizi attık...

Pazar sabahı minik Aşkım, sevgilim ve hayatımın melekleri ile Big Man'in yaşadığı şehre günübirlik bir seyahat gerçekleştirdik ..

 Bahçede meyveler toplayıp kelebeklerin dans edişini seyrettik ... Birbirine sarılıp uyuyan bir sarı ve bir kara kedinin rüyası ile bahçeye veda ettik .. Minik aşkımın ilkleri..

 kirazı bütün yemeği öğrenmek.. dalından erik toplamak.. ağaca tırmanmak.. tulumbadan su çekmek.. upuzun bir yolda tek başına ve korkmadan yürümek.. 

onun ilkleri ve bizim huzurumuz .. feribot yolculuğumuz tok martılar yerine balıkları simit ile doyurmamız ile başlamıştı.. dönüş ise birbirimizi çektiğimiz bir dolu keyifli fotoğraflar ile taçlandı..


Ve bana göre haftanın başı... bu güzel salı akşam üstü bize bol yağmur getirmekte :)
Bloguma yeniden başlama hevesimi ateşleyen, Büyükşener hocam ve beni her daim yazmam konusunda destekleyen biricik sevgilime sonsuz teşekkürler ... seni seviom...


yürüyüşlerimize başladık... blogumuza yazıyoruz.. ve daha aktif bir blog yazarı olarak sizle maceralarımı paylaşacağıma söz veriyorum ...
ve veeeeee ve yeniden yüzmeye başlasak her şey daha da harika olur sankimmmm ....

8 Mayıs 2015 Cuma

Bugün Günlerden Love Of The Opera



Günlerden opera günü.. güzel arkadaşlarımız gidelim dediler.. biletleri gelir gelmez aldık.. ilgilenlere özel bilgi 9-10 Mayıs haftasında biletler indirimli - yarı fiyatına ! What a bargain !!!

Yaklaşık 2 ay önce kadar maskeli baloya katılmıştık .  . O maskeli balodan da bir görseli siz sevgili okuyucular ile paylaşıyorum..



Opera ve Zorlu Gösteri merkezini oldukça merak etmekteyim.. Bu arada ufak mini mini bir açıklama eklemek isterim .. Bu bir müzikal.. Adı opera yalnızca :) Sevgili ile çocukluktan sonra ilk defa "opera" onun heyecanını yaşamaktayım.. onunla ilk AKM'de izlemiştik... ve de bir de İstanbul opera festivalinde eski Haliç köprüsü üzerinde anlamadığımız bir dilde izlediğimiz en aşk dolu opera :)

işte size maskeli balodan bir kare daha .... Phantom of The Opera 💞👻🎼🎶🎭




Bakalım bizi bu akşam neler bekliyor.. düşüncelerimi sizler ile paylaşacağım..




sevgiyle kalın

güzel bir haftasonu dilerim ....

23 Mart 2015 Pazartesi

Pazartesiye gelsin : A brief history of melancholy - Courtney Stephens

belki zamanı "şimdi" taze bir iletişimcinin gecikmiş yazısı 23 3 2015 anısına



selam Millet ! bugünün konusu İletişim... biliyorsunuz ki ben "miniminibirler"den bir iletişimci adayıyım.. he evet ehemm ehommm ben doğuştan iletişimciyim o ayrı..
çok heyecanla ve daha keyifle bahar döneminde okullu olmaktan daha da mutluyum.. ne entresan ki.. bundan önceki zamanlara ait öğrenciliklerimde baharlarda aşık olmayı sever ama öğrenci olmayı sevmezdim...
bugün kendim hazır tanışıyorken sizi de TED ile tanıştırmak istedim : " ted ideas worth spreading"
TED : Technology, Entertainment, Design
Farklı alanlarda bilgi sahibi kişilerin deneyimlerini bilgilerini paylaşmaları ve bilgi alışverişi gerçekleştirmek için oluşturulmuş bir platformdur. Maksimum 18 dakikalık konuşmalar gerçekleştirilmektedir. Oldukça ilgili çekici konuşmacılar yer alıyor, ilginizi elbet biri çekebilir diye düşünüyorum . . . Sizler de benim gibi "yaratıcı kamu " olarak ted.com'dan bu konuşmaları izleyip dinleyebilirsiniz. . . izleyin dimağınız açılsın anacımmm !!! 


İlgilerinize,





Sevgiyle efenim,





13 Şubat 2015 Cuma

Polonezköy Macerası



tam bir hafta geçmek üzere üzerinden Polonezköy macerasının... o gün taslak olarak notlar almıştım.. pek heyecanlıydım.. geçen hafta tam da bugün Blogger uygulamasını "elma"ma mobile olarak indirmiş idim :)
Macera sonunda birlikte gidilmiş tüm yolculuklar yad edilip yenileri için hayaller kurulmaya başlandı...
Polonezköy macerası kahvaltı ile  başladı ... brunch ile  devam etti... Bu iki öğün arasından yalnızca 10 dakikalık yürüyüş molası verdik.. pardon yanlış anlaşılmasın brunch bitimi ile öğle yemeği arasında :)  Yaşasın yemek yemek .. Bol dedikodulu bol yemekli bir gün ... Kavacık ' a varır varmaz her yol tabelasının Polonezköy ' ü işaret ettiği istikamette ilerleyerek vardığımız bu güzel beldeye bir daha geleceğiz.. Polonezköy kararları ile maddeleme yapsak.. sayfamız dolar taşar... minik bahçesindeki Çin model sevimli ötesi köpek aşkına mekana tav olduk ! sonra biz bruncımıza devam ederken öğle yemeğine başlayan çevre masaların patates siparişleri bizi çok etkiledi.. ve dönüp dolaşsak da bizi yine aynı mekana geri getirdi... Köpek ve Patates Aşkına !!! tüm öğünlerin sonunda düşündüğüm tek şey vardı "10 günlük diyet bugün içinmiş ... " :) ve de " kırmızı Başlıklı Kızın anneannesinin  üstüne kurdu yemiş haldeyim "

işte maceramızdan bir kaç kare efenim ..... orman salatası.. kalp börek.. sevimlik köpek....










ve the end ...

uzun zamandır ara verilmiş gönül sohbetlerine yeniden başlamanın mutluluğunu o akşam ve sonrasından çokça hisseder olduk.. yazının başında da söylediğim gibi yepyeni seyahat hayalleri düşlenmeye başlandı !

bugüne ithafen şarkımızı seçtimm.. yayınladı bilemmmmm... Bizim olsun !!! Bize gelsin..

P.s. I love you & yarın ise  yayın adımız "Hamam Macerası" efenimmm..