somewhere over the rainbow

Somewhere over the rainbow
Way up high
And the dreams that you dreamed of once in a lullaby

Oh somewhere over the rainbow
Bluebirds fly
And the dreams that you dreamed of dreams
Really do come true


16 Kasım 2022 Çarşamba



yine estiler bana... yazılarıma fotoğraf bulma kaygısı olmadan yalnızca aklıma geleni yazmak istiyorum.

üstadın derslerinde bize yaptırdığı alıştırmalar gibi. altı dakika boyunca hiç kalemi kağıttan kaldırmadan yazmak gibi.. gözlerimle ekrana bakmadan yalnızca tuşlara bakarak aklımdakileri yazmak.. yok ya bu böyle değildi dimi!? ekrana bakara yalnızca hiç klavyeye bakmadan mı yazmak havalıydı yoksa.. mutluluk hali.

nedir u akşam bana yeniden bu eski dosta dönüp yazma isteği uyandıran.. içimde her zamanki gibi yazmaktan zevk alma ve muzur bir mutluluk hali...

ucu bucağı yok.. geniş yeliş araziler.. amaçsızca temiz havanın bulutsuz gökyüzünün hafifçe yüzümü yalayan meltemin tadını çıkartmak gibi tatlı bir hal. nasıl olur insan bu zevkten mahrum bırakır kendini ?

bu soru elbet kendime... 

beni rahatlatanın yazılarıma fotoğraf bulma kaygısı olduğunu farkettim desem.. en güzeli aslında yazılarıma kendi çektiğim fotoğrafları kullanmak olurdu hı !?

bir de aklıma takılan şu neden BLOGGER app güncellenmiyor IOS store üzerinde ???

gelelim bu akşam güzel aklımın beni klavye başına getirmesine...

bu koku ile başladı her şey... bildiğimiz üzere etraf kozmetik ürünlerin yüzde elli yüzde yetmiş ürünler ile satıldığı kış günlerini yaşamaktayız. biz de ailecek bu tuzaklara düşmedik.. o derin kuyulara girmedik mi ? elbette girdik. de konu bu değil..

bu indirimden alınmış bir deodorant kokusunun.. halamın gençliğindeki bir göz kalemine sarılı kağıdının kokusuna benzemesi.. anılar.. sonra bir kaç gün  önce instagramda gördüğüm Blendax fotoğrafı.. o fotoğrafı gördüğümde hatırladığım o şampuanın kokusu.. ve daha da önemlisi mavi şişesinin halkalardan oluşan pütürlü gövdesi. pütür denilir mi bilemem ancak.. o çizgilerin gövdede oluşturduğu doku.. o dokuya dokunmaktan ve parmaklarımı sürtmekten ve şampuanın kokusundan ne kadar çok hoşlanırdım.. şuan yazarken şampuanın dokusunu bile hatırlayıverdim. ve şuan burnumda indirimden alınmış halama göz kaleminin koruma kağıdının dokusunu hatırlatan koku.. hatıra koku benim değil ama kokunun anısı ben de şimdi bu..

bir de düşündüm de bu blendax denilen şampuanın popüler olduğu o günlerde başka neler vardı hayatımda.. kaç yaşındaydım.. Hayat ağacı dizisi vardı.. SAM vardı ve sevgilisi dedektif Kyle ! sanırım böyle yazılıyordu.. Sam'in odukça büyük göğüsleri vardı... aslında ben öyle anımsamasam da.. dizinin bir yerinde.. her ikisinin birlikte geçirmiş olduğu belli edilen bir sahnede. Sam'in çıkarmış olduğu sütyeni gördüğümü hatırlıyorum :) iması varmış o zamanlar..

bir de izlenen Yalan Rüzgarı :) yıllar süren her gece.. yalan rüzgarı daha çok annemin işten geldiği saatleri hatırlatıyor bana.. yemek sonrası izlediğimiz dizi..

Hayat ağacı hatırası ondan bir tık önce sanki.. izlediğim elbet çocuk dizileri de vardı.. onun zevkini başka bir yazıya bırakıyorum :)

hayat ağacını izlediğimiz mekanlardan birinin çok net hatırlıyorum.. babamın teyzesinin bahçeli evi.. okullar açık.. mevsim sonbahar. hava ne sıcak ne de soğuk.. ev büyükçe bir bahçede.. bahçenin ön kısmında büyükçe bir ev o evde kaldığımda olur.. o ev babamın halasının gelinin evi.. yeni gelinin.. biz ise bahçenin arkasında .. daha küçük bir evdeyiz.. evin penceresi bahçeye bakıyor.. dışarda sokak lambaları yanmaya başlamış.. günler kısalmış. yazın böyle miydi ki.. diziyi izliyoruz.. birden SAM  ve Kyle öpüşmeye başlıyor... ben meraktayım.. ne yapıyorlar diye soruyorum... Şadiye Teyzem... babamın teyzesinin hala kızı :)) ya da öyle bir şey.. çok severdim.. kendisini.. sigara içmesini.. ve tırtıklı kahkahasını.. neden mi öyle diyorum.. sigara içtiği için öksürük hep boğazında idi de ondan... evet evet tamam geldim.. öpüşürken Kyle ile SAM.. ben de tam orada sordum " Ne yapıyorlar ??"

Şadiye Teyzemin cevap : " Diş çekiyorlar... diş !!!" 

ertesi gün.. kendi evimizin balkonundayım.. o zaman benden büyük ablalarımın abla kuzenlerimin gözdesi.. mahallenin futbol takımının kalecisi.. kızların gözdesi... 

baktım az ilerde hem de bir ağaç dibinde... dibinde deyince müstehcen oluverdi sanki... bu ara bu kaleci abimiz Kyle 'ın kopyası idi.. pardesüsü bile... ayakkabılarına ve saçlarına varana kadar...  eee tamam devam ediyorum... tam da akşam üzeri.. her akşam üzeri.. sokağın başından aşağıya doğru.. uzun uzun yürür.. salınır... mahallenin benden biraz büyük ablaları.. yeni yetme genç kızları da ağızlarının suyunu akıtarak camdan kapıdan balkondan bu mahalle futbol takımının kalecisini izlerdi.. işte tam böyle akşam üzerilerinin birinde... kaleci bir ağacın altında ve tıpkı SAM gibi sarışın bir ablayı öpüverdi... 

ben de görüverdim.... ve balkondan tüm mahalleye bağırmaya başladım.... "DİŞ ÇEKİYOOOOOO"