sevgili okurlarım size bugün bir oluşumdan söz etmek istiyorum . . . bir müzik oluşumundan . . .
Sofar... Songs from a room... ismi ne güzel değil mi ?! ne de romantik . . .
abiler, ablalar kısıtlı davetiye ile küçük bir grubu toplayarak minik oda konserleri veriyorlar. . .
gruplar, yeni parlayan isimler ya da müziğin bir yerinden içinde olan.. sesi ruhu müziği güzel insanlar.. private " özel " toplantılar ve özel davet ile katılım sağlandığı konserler vermekteler... bunları ne güzel de yapıp, video kaydı ile youtube'a da yüklemekteler... BİZler de keyifle dinleyebilmekte ve ortamı merak ediyor isek izleyebilmekteyiz.. ki ben videoların kendine özgü o ışığını çok seviyorum. . . instagramdaki lo-fi filtresinde çekilmiş gibi hepsi.. bunu dahi seviyorum..
yeni gruplar keşfetmek ve dinlemek için oldukça keyifli bir platform..
aynı zamanda müzik dinlemeyi seviyorsanız, insanlar dünyanın bir ucunda neler dinliyor, nelerden esinleniyor diye merak etmekteyseniz yine "sofar" ı çok sevebilirsiniz . . . aklınıza gelen bir şehri seçin ! Arjantin! Madrid ! Floransa ! ve "sofar" başına ekleyerek youtube üzerinde aratıp, bir dinleyin bakalım ...
size bu satırları yazarken "sofar sounds istanbul" youtube kanalından güzel bir seçki dinlemekteyim...
sonra sıra 40 kişilik davetli kontenjanında yer bulmak :) orası size kalmış. . .
Sofar'ın bu kadar iletişim kanalı bu kadar genişlememişken, Berlin'de Meksikalı bir arkadaşım daveti ile tesadüfen gitmiş, bizim Bomonti civarında evlerden birine benzer, bir binaya girip, içerideki kalabalık ve konser ortamını görünce çok şaşırmıştım. Yere oturup biramı yudumlayıp, ortamın ve müziğin keyfini sürmüştüm. . .
Sofar ile ilgili daha fazla bilgi ve daha fazla müzik için :
sizlere, benim için, haftanın Salı'dan başladığını söylemiştim... merak edenlere söyleyeyim.. Havuza devam... kulaç kulaç kulaçç..şıpır da şıpır ....
AŞK, sen ne güzelsin ...
aramızda aşık olanlar kimler lütfen ellerini kaldırsın !
Aşktan söz etmek istiyorum bugün... karmaya inanır mısınız .. ben bilir ama bilmezdim okumamış rast gelmemiştim.. Tarkan'ın bir zamanlar bir albümü vardı sanırım... Ancak bu hayatta ne var ise iyi kötü zor ya da güzel yorumladığımız.. hepsinin bir sebebi var... ve hayat öyle güzel ki.. yorumu size bağlı.. sizin algınıza.. siz aklınızı, yüreğinizi değiştirmediğiniz sürece zerre değişmez.. ne güzelleşir... ne kötüleşir ... ne de zorlaşır . . . elbette yaşarken her andan bir mana çıkarmaya çalışmak biraz yorucu olabilir.. ancak bir tür farkındalıklar yaratıp, güzel burnumuzdan nefes alırken dahi bir teşekkürü, bir şükürü borç bilelim...
bana tüm bunları ne mi yazdırıyor, tabi ki tahmin ettiğiniz gibi... aşk. AŞK. aşk arkadaş aşk...
bana çok sevdiğim bir dostun tavsiyesi şu olmuştu. . . aşk neden bana gelmiyor.. geldiğini sanıyorsam da neden adı aşk olmuyor diye sorduğumda; çok basit cümleler ile şunu söylemişti... çekmecelerini boşaltmalısın.. demişti.. nasıl diye sorduğumda.. telefonunun mesaj hafızası dolu ise nasıl ki yeni mesajlar gelmez,işte öyle silersin ve telefonun hafızası boşalır ... şimdi sevgili okurlar daha anlaşılır bir dilde,, mail kutunuzu boşaltmaz iseniz.. yeni mailler alamaz.. ve arada gelen önemli mailleri de o mail kutusunun kalabalığında gözden kaçırabilirsiniz.. elbet rast geleceği var ise gelir.. ama hadi gelin siz bir temizlik yapın... gardrobunuzdan eski giysileri temizlemek gibi.. .
geçmişinizde sizi rahatsız eden ne var ise, gelin onlar ile barışın, kişiler, olaylar, durumlar . . . gidip elbet sarmaş dolaş olmanıza gerek yok, ne kişiler ne de olay örgüleri ile.. ancak bir hesaplaşma dersiniz belki.. ne derseniz.. tüm iyi dileklerinizi gönderin ve geçmiş ile barışın... bakın gelin, bu barışmalar bu içine sindirmeler, daha bir huzur verecek size ve yenilikler olarak sizi kucaklayacak..
karma öyle bir şey ki, var ise daha alacağımız dersler ,bize öğretmeye devam edecektir. Bu işe kalkışırken aklımızdan çıkarmamamız gereken ise budur...
ayrıca ben insanların yaşama bir amaç için geldiklerini ve hayat ile ilgili her kişinin kendine özel dersi olduğuna inanırım, herkesin alacağı bir ders var.. bu aşk ile ilgili olabilir, bu parayala olabilir, bu sağlık ile ilgili olabilir. . . hayat bunu önümüze sunar...
eğer dersimiz hemen almaz isek, hayat bize farklı tarzlar ve farklı durumlarda bu dersi sunmaya devam eder....
Her seçimin bir tercih, her seçimin bir başlangıç ve son olduğu gibi . . . Her seçim kişinin kendisine aittir. Her insan kendi kaderini yaşar ve bu kader onun tercihleri ile örülmüş bir ağdır... Bu ağ bir arap saçı ya da içinden çıkılmaz bir örümcek ağı haline de gelebilir; tam tersine tıpkı bir makrome işi gibi hayatın her aşamasında desen desen örülmeye ve zevk vermeye devam edebilir...
Kişinin önce kendisine faydası olması gerekiyor... İşi ya da aşkı hangisini yoluna koyarsak bir yandan çevremiz, dünyamız, ailemiz ve arkadaşlarımıza fayda sağlamalıyız... bir sivil toplum örgütünde gönüllü olarak çalışmalıyız mesela... ve istediğimiz şeyleri bir sıraya almalı ve tek tek gerçekleştirmeliyiz.
çooook eskiden çok küçük bir arkadaşımın bana kızdığı bir zamanda, kendisi ile ilgili yaptığı şu yorum zihnime kazınmıştır ve çok doğrudur.. hastalık da ya da sağlıkta, bizlerin kendimize yapacağımız en kötü şey "kendimize acımaktır" kişi intihar etse daha yeridir... kişinin kendine acıması kadar berbat bir durum yoktur.. bunu düşünün, diyor, bir vakit yine bu konu üzerinden konuşmak üzere bugünlük sizlere veda ediyorummm ... ve diyorum kiiiiii
AŞK tesadüfleri sever . . .
bu güzel şarkı başta sevgilim "dreamer"a ve tüm sevenlere gelsin . . .
Dün akşam güzel bir arkadaş sohbeti... içsel dengeler ve burç yorumları ile günü noktaladım...
tesadüfi ve güzel bir keşif sunmak isterim sizlere "Yeşim Arpat" ile astroloji.. samimiyeti ve doğru yorumları kendisine 10 yüz bin puan kazandırdı. şiddetle :) tavsiye ederim kendisini...
Rüyalarıma aklımı takma sebebim ise bugünlerde niyetlerim ve kararlarım ile ilgili olarak rüya yorumlarımın örtüşmesi... Ezelden beridir rüya yorumu okumayı sevsem de bugünlerde bu sebepten daha da bir keyif almaktayım... Rüyalar ah gerçek olsa...
elbette hayatımızı rüyalara ya da burç yorumlarına göre sürdürmek değil ancak onları okumak da ayrı bir tat ... kendimi bildim bileli bana ayrı keyif veriyor...
hele bu ay gördüğüm rüyalar oldukça değişik.. yüz yüze hepsini gündüz niyetine anlatırım sizlere :)
en ilginç olanını paylaşmak isterim.. katmanlı rüya gördüm.. inception filmindeki gibi 3 katmanlı idi... rüyada rüya gördüğümü rüya gördüm :)
aynı zamanda sizlere söz etmek isterim, ben isimlerin kişilere özel olduğunu ve isim anlamlarının kişileri, gelecekleri, geçmişleri ve kaderleri ile bağlantılı olduğuna inanırım... 3 harfli bayan isimlerinin şanslı, 3 harfli erkek isimlerine sahip bayların güvenilmez, 4 harfli erkek ismine sahip erkeklerin ise bir o kadar güvenilir olduğuna inanırım.. böyle kesin yargılar yapıp siz sevgili okurlarımı üzmek istemem.. ancak kalbim buna inanıyor..isimlerin ruhlarda izler bıraktığına, ruhlarda izleri olduğuna inanırım...
bugün size bir rezzan kiraz bir nuray sayarı dozunda yazdım sevgili burçlar ve yükseleni bu burç olanlar :)
Rüyalarımızın hayallerimizin gönlümüzden geçenlerin hayırlı olmasını diliyorum...
Bu yaz ki mottomuz bu efenim " yazın, yazın yazın . . . "
Sevgili Ajda'nın şarkısında söylediği gibi "sen de yaz yaz yaz bir kenara yaz bütün sözlerimi"
işte ben hep burada geçen "yaz" kelimesini mevsim olarak algıladığım gibi, dün okuduğum başlıkta geçen cümleyi de "mevsimlerden yaz ise yazın" olarak algılayıp bir işaret olarak saymış bulunmaktayım :)
her gün her dakika bloguma yazmak aklımdayken... yazmak en iyisi ona karar verdim...
aklımda olan konular ya da her geçen gün benim için önemli olan konu başlıkları farklılık göstermek de.. ancak dün gece bloguma yazmış olmak ve havuza üyeliğimiz yenileyip 1 saat culup culup yüzmüş olmak inanın nasıl bir rahatlık, huzur verdi sizlere anlatamam . . . bu sebeple yazmaya devam etmek bu huzuru yaşamak için çok basit ve keyifli bir yol... neden devam etmeyeyim..
blogumun içeriği tadı ve görseli zaman içinde gelişecek ve değişecek diye düşünüyorum... hadi biraz zaman verin bana zamanla açılacak genişleyecek blog dimağımız :)
dün sizlere sevgili okurum.. okurlarım veda ettikten hemen sonra şiddetli yağmura rağmen havuza doğru sürdüm arabamı kaydımı yenileyip... cup diye kendimi atıp havuza yüzdüm de yüzdüm...
o sebeple ertelediğiniz, bir süredir askıya ne varsa aldığınız hadi onu yapmaya koyuluverin.. inanın tüm gecem uzun zamandır ertelediğim bu basit iki şeyi yaparak o kadar huzurlu geçti.. hiç birini hatırlamadığım ancak bir sürü mutlu rüyadan alamadım kendimi...
en kısa zamanda görüşmek üzere, arrivederçiiiiiii mi amoorrrrrr
ben haftaya salıdan başlamayı seviyorum.. yeni başlangıçlar için güzel bir gün SALI
diyete başlamak için yeniden yüzmeye başlamak için yeniden ve yeniden yazmaya başlamak için
merhaba sevgili blogum ...
haftasonun özeti aslında güzel başlangıçlara gebe oldu..
sevgilimin en sevdiği alışveriş merkezi.. kulağa hoş gelmeyebilir belki ama biz orayı kocaman bir mutfak keyifli bir restoran gibi düşünüyoruz.. hangi avm'de yemek yerken iş çıkışı bir küçük bira keyfi yapılabilir.. bizim favorimiz hafif serin cuma akşamı için Citys'de sinema izlemek oldu.. öncesinde de keyifli bol sohbetli bir akşam yemeği yedik . . .
aşkın ilk hallerinin heyecanını güzel dokunuşlar ile anlatıyor ... ve San Francisco'da olasımızı getirdi bu güzel romantik film... ve ve bir kadın olarak her zaman olduğu gibi filmin başrol oyuncusu Blake Lively muhteşem fiziği ve harika şıklıkta giysileri beni benden aldı.. ayrıca erkek başrol oyuncusunu da ilk defa bu filmde karşılaşma şansı elde ettim.. kendisi Michiel Huisman ...çok canlar yakarrrrrr... cıssss derecesinde ... akşamımızı burada noktalamayıp Ankara'dan gelen yolcumuzu karşıladık ve Espresslab'ın İstikal'in başındaki şubesinde ahşap masalar eşliğinde gece yarısı kahvemizi yudumladık.. en güzel şey ise böyle keyifli bir akşamın ardından eve yürüyerek dönmemiz oldu.. küçük minik aşk yuvamızı en çok sevme nedenim bu olsa gerek :)
Cumartesi sabahına ise en sportif faaliyet ile başladık.. kuzenler ve kızlar grubu olarak toplaştık.. Belgrad'a doğru yol aldık.. pek tabi ki pek çok şeyi tersten yapmayı sevmem ve de yemek yemeyi sevmem hem de kızların çok acıkmış olması vesilesi ile önce güzel bir kahvaltı ve ardından 1 saatlik 6 km lik bol dedikodulu bir yürüyüş gerçekleştirdik . . . haftaya cumartesi sabahı "adım adım çaylaklar" grubuna katılmak için güzel bir davet aldık..
güzel başlayan cumartesi sabahına Yeniköy'de kahve derken küçük atıştırmalıklar ve güzel sohbet ile devam ettik..
peki cumartesi akşamımı ne yaptık.. elbette ormanda başlayan gün çimlerde devam etti. Arkadaşlarımızdan aldığımız davet ile Caddebostan Şaşkın bakkal civarı çimlere sandalyelerimizi... içeceklerimizi ve kendimizi attık...
Pazar sabahı minik Aşkım, sevgilim ve hayatımın melekleri ile Big Man'in yaşadığı şehre günübirlik bir seyahat gerçekleştirdik ..
Bahçede meyveler toplayıp kelebeklerin dans edişini seyrettik ... Birbirine sarılıp uyuyan bir sarı ve bir kara kedinin rüyası ile bahçeye veda ettik .. Minik aşkımın ilkleri..
kirazı bütün yemeği öğrenmek.. dalından erik toplamak.. ağaca tırmanmak.. tulumbadan su çekmek.. upuzun bir yolda tek başına ve korkmadan yürümek..
onun ilkleri ve bizim huzurumuz .. feribot yolculuğumuz tok martılar yerine balıkları simit ile doyurmamız ile başlamıştı.. dönüş ise birbirimizi çektiğimiz bir dolu keyifli fotoğraflar ile taçlandı..
Ve bana göre haftanın başı... bu güzel salı akşam üstü bize bol yağmur getirmekte :)
Bloguma yeniden başlama hevesimi ateşleyen, Büyükşener hocam ve beni her daim yazmam konusunda destekleyen biricik sevgilime sonsuz teşekkürler ... seni seviom...
yürüyüşlerimize başladık... blogumuza yazıyoruz.. ve daha aktif bir blog yazarı olarak sizle maceralarımı paylaşacağıma söz veriyorum ...
ve veeeeee ve yeniden yüzmeye başlasak her şey daha da harika olur sankimmmm ....