somewhere over the rainbow

Somewhere over the rainbow
Way up high
And the dreams that you dreamed of once in a lullaby

Oh somewhere over the rainbow
Bluebirds fly
And the dreams that you dreamed of dreams
Really do come true


15 Aralık 2016 Perşembe

Çocuklar Ölmesin Şeker de Yiyebilsinler





Çocuklar ölüyor çocuklar ölüyor çocuklar ölüyor çocuklar ölüyor çocuklar ölüyor çocuklar ÖLDÜRÜLÜYOR  Çok küçükken çok çocukken ezberlediğim bir şiir ... mısralar dökülürken dudaklarımdan şiirdeki çocuk için üzülürdüm kalbimin sıkıştığını hissederdim... biz büyüdük ve daha da kirlendi dünya .... Kapıları çalan benim,

Kapıları birer birer.

Gözünüze görünemem,

Göze görünmez ölüler.


Hiroşima 'da öleli,

Oluyor bir on yıl kadar.

Yedi yaşında bir kızım.

Büyümez ölü çocuklar.


Saçlarım tutuştu önce,

Gözlerim yandı kavruldu.

Bir avuç kül oluverdim,

Külüm havaya savruldu.


Benim sizden kendim için

Hiçbir şey istediğim yok.

Şeker bile yiyemez ki

Kaât gibi yanan çocuk.


Çalıyorum kapınızı,

Teyze,amca bir imza ver.

Çocuklar öldürülmesin

Şeker de yiyebilsinler

25 Kasım 2016 Cuma

Keşif . . .






Keşif . . .  Her güne yeni bir keşif ! Olmaz mı? tamam o zaman her hafta bir keşif. Bu da mı olmadı, her ay öyleyse bir keşifte bulunmalı. .  .

Bir şarkı . . .  Bir şiir . . .  Yeni bir lezzet . . .  Yeni bir tat . . . yeni bir kahve çeşidi . . . Yeni bir yazar . . . Yeni bir müzik grubu . . . Yeni bir tiyatro oyunu . . .  Şehirde yeni bir etkinlik . . . Yeni bir kelime  . . . Yeni bir cümle . . . Yeni bir kombin  . . .

Keşfetmek zihni canlı tutar, zihni canlı tutmakla kalmaz pozitif enerji yükler bedenimize ve zihnimize. Zihin böylece karamsar ya da gereksiz düşüncelerden uzak kalır . . . Her güne, tamam peki, her aya yeni bir keşif yapmak, amacınız olsun da görün bakalım :) Hep birlikte görelim . . .

Çünkü dün değil "devirsi gün" ( dünden evvelki - dünden önceki - muhacir iseniz böyle dersiniz - babam böyle söyler, dünden önceki gün demek istediğinde - bakın size bir keşif daha ) bir arkadaşıma, "bunu ilk defa senden öğrendim" dediğimi hatırlıyorum - ki bu da bir keşiftir - ancak  ne olduğunu hatırlamıyorum, demek ki dün, bugün kadar, keşfin değerinde değildim çocuklar.

Size diyorum, tamam, kendime de söylüyorum. . . Eminim benim gibi keşfettiğiniz milyonlarca yenilik var, deneyimlediğiniz ilkler. Farkında olmadığınız için, ne keşiflerinize gereken değeri verdiniz ,ne de onların değerinin farkına vardınız.

İnsanlık için küçücük ama bizim için KOCAMAN bir keşif !

Amerika'yı keşfetmek, hele Antartika'yı yeniden keşfetmek ya da buharlı makineyi icat etmek değil söz ettiğim siz de biliyorsunuz ...

BEN bugün 3 şey keşfettim :

yeni bir yemek mekanı, ZUP-PA www.zup-pa.com ( Züüppppeeeerr in kısaltması gibi söylenebilir, ayrı bir kelime oyunu keşfi ) Online yemek siparişi verip puanlar kazanabileceğiniz, salatası ve çorbası bol mekan . . .  Tam da bayılacağım şekilde. Lokasyon olarak Ortaköy'de, salata sevenlere, formuna dikkat edenlere duyurulur !

yeni bir grup, Les Soeurs Boulay , Fransız kökenli Kanada'da yaşan kız kardeşler, folk müzik yapmaktalar ve biz onlara frankofon da diyebiliriz  (bknz. yeni bir kelime : frankofon) Tatlı bir ezgiye sahip melodileri tüm gününüze eşlik edebilir.

yeni bir duygu, bu frankofon kız kardeşlerin, aşağıda sizlerin de izleyebileceği klipleri yaşattı bu duyguyu "belki de hayatta tek amaç kız arkadaşlar ile ömür boyunca özgürce seyahat etmektir." 



"Keşfetmek için bak ! "




24 Kasım 2016 Perşembe

Elmalı Kurabiye




bak sen şu elmalı kurabiyenin yaptığına. !

insan kendini güzel hissettiren anların içinde olmalı... güzel hissettiren insanlar ile iç içe...
güzel duygular uyandıran müzikler dinlemeli... güzel düşünceler ile doldurmalı aklını..

mmmmmm.. bir yudum kahve... ohhhh .. bir ısırık elmalı kurabiye...

kucağıma dökülen pudra şekeri hele sen yok musun... kuyruklu yıldız tozu gibi... sanki bizi uçuruverecek... bu dünyada kuyruklu yıldız tozu olarak dolaşması tehlikeli çünkü kötü insanların eline geçebilir o sebeple kendisine "pudra şekeri" dememizi tercihe ediyor :)

kötü şeylerden söz etmeyeceğim sizlere ...

Bugün yapabileceğimiz yaptığımız ve çoğaltabileceğimiz güzel tatlı mutluluklardan söz edeceğim...


gel kahveni al yanına öğle molasında çık en yakın açık havaya.. kırk adımda olsa kahven ve güzel düşüncelerin eşlik etsin sana.. at adımlarını kendi kendine gülümseyerek...

her şey gibi birbirinine yakın duygular birbirini davet eder...çok konuksever pek misafirperverdirler...
bak sen aç koynunu nasıl da geliverecekler sana...

Umutkan olmayı asla bırakma... umutların olsun ve gelecek güzel günler . . . 

güzel bir şiir oku....

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına *


güzel bir kaç satır... ***

"Keşke" cümlelerimi "iyi ki"yle başlayacak şekilde baştan yazıyorum ve harika oluyor. Hikaye akıyor. İnsanın yüzü gülüyor. İnsanın aklı kalmıyor. İnsan sırf bir cümleyi başka bir kelimeyle başlayarak kurdu diye, dünya alem değişiyor. Bulut gidiyor. Güneş geliyor. İşte kelimeler bu kadar güçlü.

ve işten benden size bir kuple güzel müzik... **





ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana . . .

*Ataol Behramoğlu, 1977, Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var.
**COCO MÉLIÈS,2015, Paperplane, 5737 O'clock met an "Installation Art" at the Square St-Louis in Montreal.
***Nil Karaibrahimgil,2015, Kelebeğin Hayat Sırları, "Keşke"leri Geri Verelim, Yerine "İyi Ki" Alalım


18 Kasım 2016 Cuma

00.00



insan sevdiğini nasıl söyler ? 



sevgini hangi sözcükler ile anlatabilirsin... hangi cümleler yeter ona sevgini anlatmaya... hangi kelimeler ifade edebilir onu nasıl sevdiğini ... peki hangi harfler yetebilir onu nasıl sevdiğini dile getirmeye...

bazen bir bakış yeterken anlatmaya her şeyi... bazen sözcükler yetersiz kalıverir...
birbirinize ait sözcükleriniz vardır. Kelimeler arasına saklanmış aşk! 

                                                                
Bir kucak dolusu sevgi .... ve bir ağız dolusu " seni seviyorum " ... 

Aklımdasın ! Seni Seviyorum ! 




susamış suların akışı gibi
çaresiz gözlerin bakışı gibi
kapının ansızın çalışı gibi
akrebin ateşte yanışı gibi
vazgeçip uzaktan senin yanında
kendime cevapsız soru sormuşum
kaybolup giderken fırtınalarda
kendimce bir ıssız ada bulmuşum
farketmeden
farketmeden
farketmeden senin olmuşum
farketmeden
güneşin gölgede kalışı gibi
uykunun düşlere dalışı gibi
kalbimin nabzında atışı gibi
bir yolun bir yere varışı gibi
vazgeçip uzaktan senin yanında
kendime cevapsız soru sormuşum
kaybolup giderken fırtınalarda
kendimce bir ıssız ada bulmuşum
farketmeden
farketmeden senin olmuşum




00.00

farketmeden ...
kendimce ıssız bir ada bulmuşum

8 Mart 2016 Salı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Okşamak ve Okşanmak Üzerine . . .







                        Çevremi seyre dalmaya bayılırım; insanları, birbirlerine davranışlarını ve tepkilerini incelemeyi severim. Son zamanlarda çevremde gördüğüm şey, kadınların erkeklere dokunduğu, kadınların erkekleri okşadığı bir dünya haline geldik. Tam da bugün bunun hakkında yazmak istedim.

Öğle yemeğimi yerken bir kuytuda sohbet eden çifte gözüm takıldı. Kadın 20-25 dakika boyunca erkeği okşuyordu; göz kapaklarını, alnını, yanaklarını, saçlarını . . .  Ama erkek daha yüzeysel, yalnızca dokunması gerektiği için, neredeyse 30 dokunuşa 3 kez sırta "ahbap merhaba" dokunuşu ile karşılık verdi. Olması gereken bu muydu ? Kadın çok mu talepkardı ? Neden adam aynı karşılığı vermiyordu ? Kadının bu ilgisi adamı baymış mıydı? Kadın kendini bir konuda affettirmeye ya da adamı bir konuda ikna etmeye mi çalışıyordu ?

Eskiden çok eskiden beyaz atlı prensimi dilerken aklımdan geçen tek şey erkeğimin "hem şehvetli hem şefkatli" olmasıydı. Buna ait bir kısaltmam bile var : ŞEVKET !

Erkek dediğin hem bedenini hem ruhunu okşamalı kadının! Ama günümüzde böyle değil. Burada erkeklere mi kızmalı, kadınlara mı bilmiyorum. Erkekler neden bu kadar çabuk kolaya alışıyor. 
Biz erkeğimiz elimizden gidecek diye normalden daha mı sahiplenici ve kabul ediciyiz ? Erkeğim bugün bana soruyor  : " ağlamanın hesap edileni mi olur ? " Olur sevgilim, olur aşkım, ben ne kadınlar tanıyorum ve biliyorum ki; erkeği aptal yerine koyarak, her hangi bir konuda, ona dürüst davranmayarak ve yalnızca kendini düşünerek, istediği şeyi elde etmek adına planlayarak ağlayan, gülen ve sevişen ! İşte böylece yazık oluyor ruhlara ve yaşanacaklara . . .



İnsan sevdiğini içinden geldiği gibi ve karşılık beklemeden okşamalı, erkek kadın ayrımı yapmadan, ruhları müzikle, kitapla, sanatla ve sevgiyle okşamalıyız... Tenler ise birbirine değmeli, sanki patlayan şekerin ağzımızda bıraktığı minik mutlu eden pıtırtılar gibi, kalbimizde öyle güzel hisler yaratmalı.. Sevmek de sevişmek de, okşamak da okşanmak da hesapsız olmalı !

Hayat adı gibi yaşanmalı, aşkla, sevgiyle, tutkuyla...Ve mutlaka bir kedi de olsa, bir kuş da ya da bir sevgili . . . Bir eş ile paylaşılmalı...


Bu şehvet dolu yazımı size en sevdiğim şarkılardan biri ile nokta koymak istiyorum...