somewhere over the rainbow

Somewhere over the rainbow
Way up high
And the dreams that you dreamed of once in a lullaby

Oh somewhere over the rainbow
Bluebirds fly
And the dreams that you dreamed of dreams
Really do come true


15 Aralık 2017 Cuma

Hüzün kovan kuşu . . .




Lodos kokan şehrimde tanıdım bildim sevdim onu. . . şair . . .
Seni de o şehide sevmeyi düşledim . . . seni sevmeyi sana sarılmayı seninle sevişmeyi Sevgili . .
Gecelerini sabahlarını günlerini gündüzlerini sevdiğim şehir . . .
Gözlerini gönlünü bakışını dokunuşunu sevdiğim Sevgili . . .

    " Uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk 
       Harıl harıl onu arıyordu İstanbul, duyuyorduk
       Galata Kulesi'ndeydik, başın omzumdaydı
        Kule döne döne içimizdeki gökyüzüne akıyordu
        sevgilim
        Yüreğimin ipleriyle dudaklarına indim senin
        Göz biliminden ten bilimine dönüşürken aşkımız
        Kule'den aşağıya fırlattım beynimi
       "Dalgın şair!" dedi Einstein, Niels Bohr'a dönerek
       "Baksana, unutmuş beynine kanat takmayı!"
       "Yürekle beyin arasındaki en büyük belirsizliktir aşk" diyerek söze karıştı  Heisenberg
       "Belki de, iki yüreğin aynı dalga boyunda buluştuğu bir salınımdır o !" dedi Louis de Broglie
       "Aşk, bir kara cisim ışıması değil midir?" böyle sordu Max Planck da dayanamayıp 
        Işık tozuna bulalı gözleriyle 
       "Kendinize geliniz efendiler!" diye söylendi Takiyüddin
       "Bilimle açıklanamaz aşk, şiirle açıklanabilir ancak! 
        O, uzun saçlı bir yıldızdır; yüreğin içinde taranır" bence sevgilim
       Söylendikçe bizim olan bir şarkıdır aşk
       Dikey bir şiirdir bütün kuşları aynı anda havalandıran 
       Galata Kulesi'nden aşağıya fırlattım beynimi, 
       Söylemiştim bana bakan uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk
      Aşağı tükürsem dördüncü Murat yukarı tükürsem Hezarfen Ahmet Çelebi
      Ağzımın içinde dilin, bulutlarımı ıslatan gökırmak
      Sonsuzluğu ikiye bölmektir aşk, kasığına yazdığım ak yazı sevgilim
      Ağzına düşerken yanardağının 
      Kanatlarım ol benim
      Kafeslerinden soyundur kuşlarımı
      Balıklarımı çıplakla tuzdan
      Cenevizli boynumu sev, Venedikli sırtımı, Osmanlı kokan saçlarımı
      Anadolu'dan gelen gözlerimi 
      Peralı bakışımı sevgilim, İstanbullu ellerimi bana beni anımsat sensizken yitirdiklerimi 
      Kule'den aşağıya fırlattım beynimi, bir yerlerde yazmıştım
      Bak işte 
      Bir çift martının yanından geçiyor düşerek, irice olanı " Herifin biri kafayı yemiş yine!" diyor
      "Sen aşktan ne anlarsın koca gaga!" diye söyleniyor diğeri 
      Sevgilim onlara aldırma sen
      Yalnızlığın kabuğuna çekilip
       Kendi içime düşerken bile
       Kanatlarım
       Kanatlarım
       Kanatlarım ol benim " 
                                             Akgün Akova




                                   Hüzün kovan kuşu gelmiş, gecenin yanağına konuvermiş . . .







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder